DünyaTarih

Böl ve Yönet – Dünya Nasıl Yönetiliyor

Böl ve Yönet, batı dillerinde (divide et imper) (divide and Rule) (divide and Conquer) gibi çeşitli şekillerde ifade edilse de bahsedilen olgu aynıdır. Bir topluluğu yönetebilmek için önce onların birliklerini parçalamanız gerekir. Yeteri kadar parçaladıktan sonra istediğiniz şekilde birleştirebilirsiniz.

“Eğer bir toplumu kökünden değiştirmek istiyorsanız, önce onu parçalamalısınız. Ancak parçaladıktan sonra parçaları bir araya getirerek, kendi görüşünüze uygun yeni bir toplum yaratabilirsiniz”

Divide and Conquer

Siyasi bir terim olarak kullanılsa da bilgisayar bilimlerinde sorunların çözümünde kullanılan bir algoritma türü vardır “Divide and Conquer”  yani böl ve fethet algoritması. Bu algoritmaya göre bir sorunu çözmek için küçük parçalara bölün ve sorunu basitleştirerek aşama aşama çözün. Nihai çözüme de bu basit çözümleri birleştirerek ulaşabilirsiniz. Bu bilimsel yöntem aynı şekilde toplumları yönetmek için de kullanılıyor.

Böl ve Yönet Algoritması
Böl ve Fethet Algoritması

Yukarıdaki grafikte görebileceğiniz gibi sorunu üçe bölerek, her bir sorunu ayrı ayrı çözüme kavuşturuyoruz. En sonunda ise çözümleri birleştirerek istediğimiz nihai çözüme ulaşıyoruz.

Tarih okurken her büyük imparatorluğun kuruluşunda kullandığımız bir kalıp var. “Siyasi birliğini sağlayan X…” Birçoğumuz bu kalıbın ne kadar önemli bir madde olduğunu anlamadan öylesine okuyup geçiyoruz.

Hemen birkaç örnek verelim;

  • Orta Asya’da dağınık göçebe toplulukları bir araya getirerek siyasi birliğini sağlayan Mete Han…
  • Dağınık Moğol kabilelerini bir araya getirerek siyasal birliği sağlayan Cengiz Han…
  • Orta Asya siyasal birliğini tekrar sağlayan Göktürk Hakanı Bumin Kağan…
  • Farklı birçok kabileyi bir araya getirerek siyasi birliğini sağlayan Atilla
  • Anadolu’da bulunan beylikleri bir araya getirerek Anadolu siyasi birliğini sağlayan Osmanlı…
  • Dağınık Alman Prensliklerini bir araya getirerek siyasal birliği sağlayan Bismarck…
  • Tüm İngiltere’de siyasi birliği sağlayan I.Elizabeth…

Gördüğünüz gibi tarihte yer edecek büyük imparatorlukların yükseliş aşamasını anlatılırken o anahtar kelimeyi kullanıyoruz. “Siyasi Birlik”…

Siyasi Birlik Nedir?

İnsan topluluklarını; ortak çıkar, ortak hedef, ortak söylem, ortak ekonomi gibi unsurları asgari müşterekte bir araya getiren oluşuma siyasal birlik diyoruz.

Örneğin AB; çok farklı etnik gruplardan, farklı dillerden, farklı dinlerden, farklı milletlerden, farklı kültürden, farklı gelir gruplarından insanların asgari müşterekte bir araya gelerek oluşturduğu bir siyasal birliktir. Gücüde bu birlikten gelmektedir.

Osmanlı’da AB gibi birçok farklı etnik grubu, farklı dinlerden, farklı dillerden insanların bir araya gelerek oluşturduğu bir siyasal birlikti.

Örnekleri çoğaltabiliriz fakat asıl anlatmak istediğim, siyasal birlik için bir ulus olmanız gerekmiyor. Hatta ulus devletler ancak çok küçük ve güçsüz bir siyasi birlik kurabilirler.

Siyasi birlik için ulus olmak kavramı 18. Yüzyılın sonunda Fransız Devrimi ile ortaya çıkmış 19 ve 20 Yüzyılda tüm imparatorlukların yıkılmasına sebep olmuştur. 21. Yüzyılın başından itibaren yeni paradigma birleşme ve küreselleşme üzerine kurulmuştur.

Böl ve Yönet Sistemi Nasıl Çalışır?

Bu sistemi anlamak için öncelikle İngiliz Sömürgeciliğini okumanızı tavsiye ederim. “Divide et impera” yani böl ve yönet tekniğini dünya üzerinde uygulayan en başarılı devlet İngiltere’dir.

İngiltere bir ülkeye ilk girdiğinde orayı istila etmek amacıyla gitmez. Hatta devletin resmi ordusu o ülkeye hiç girmez. Ülkenin yönetimi onlarla iyi geçinirse yönetimde kimin olduğu da umurlarında değildir. Mısır’ı 100 yıl fiili olarak yönettikleri halde 1914 yılına kadar Britanya İmparatorluğuna bağlamamışlardır.

Bana bir ülkenin para arzının kontrolünü verin, yasaları kimin yaptığı umurumda bile olmaz.

Hindistan gibi kıta büyüklüğünde bir ülkeyi zaten kılıç zoru ile ele geçirdiğini düşünmek biraz kolaya kaçmak olacaktır. Bu nedenle böl ve yönet sistemini anlamak istiyorsak İngiltere Sömürgeciliğini de anlamak zorundayız.

İngilizlerin Böl ve Yönet Tekniği

İngilizler gittikleri her ülkede görünen amacı ticaret yapmaktır. Ticaret yaptıkları dönem boyunca ülkenin dinamiklerini ve hassas noktalarını analiz ederler. Bu faaliyetlere istihabarat faaliyetleri adını veriyorum. Daha sonra ülkedeki azınlık gruplarını destekleyerek kendilerine yer edinmeye çalışırlar.  Bir ülkedeki topluluklar bir zincir gibidir ve zincirler en zayıf halkası kadar güçlüdür. Şayet bu zincirin her hangi bir halkası koparsa artık zincirden söz edemeyiz.

Yaptıkları bu zincir kırma eylemlerine birkaç örnek vermek gerekirse; Yunanlıları Osmanlı’dan koparmak için Yunan halkı 400 yıldır birlikte yaşadıkları Türklere düşman etmiştir. Mısır’ı, Osmanlı’dan koparmak için önceki yöneticileri olan Memlükler’i desteklemişlerdi. Hindistan’ın Müslüman yöneticileri olan Babür İmparatorları yerine azınlıkta kalan Hinduları desteklemiştir. Araplarla, Osmanlı’nın bağlarını koparmak için önce Vahabi mezhepçiliğini sonra Arap Milliyetçiliği desteklemiştir.

Bu körükledikleri iç çatışma ile her iki tarafın ihtiyaçlarını karşılayarak ticari olarak büyük paralar kazanırken, diğer taraftan da enerjilerini tüketen her iki tarafında yönetimini verdikleri yüksek faizli borçlarla fiili olarak ele geçirir.

Özellikle Hindistan’da işleyen süreç tezlere konu olacak seviyededir. Sömürge döneminin ilk yıllarında Babür İmparatorluğu ile savaşacak gücü ve imkânı olmayan İngilizler Hindu-Müslüman çatışmasını teşvik etmişlerdir. İsyan etmek pahalı bir eylemdir. Eğer finansal olarak güçlü bir desteğiniz yoksa devlet sizi çok kısa zamanda yok eder. Ancak devletin başına bela olan isyan, güçlü sömürgecilere dayanıyorsa asla bitmez. Tam bitiyor derken yeniden daha güçlü bir şekilde ortay çıkar. Osmanlı’dan itibaren başlayan isyanlara birde bu açıdan bakmak gerekir. 40 yıldan beri devam eden PKK neden bitmiyor bunu da anlıyorsunuzdur. Bu konulara başka zaman tekrar döneceğiz.

Bir Alman Profesör Böl ve Yönet Sistemini Anlatıyor

İngiltere’nin Hindistan Çıkışı ve Bölünmesi

Hindistan’da bu süreç devam ederken çok dirayetli ve güçlü devlet adamları sömürgecilerin niyetlerini anlamışlar ve bu sorunu çözmek için müdahale etmişlerse de İngilizler böyle dönemlerde uzlaşmacı tutum takınarak asıl niyetlerini gizlemişler ve o liderin gitmesini beklemişlerdir. Çoğu zamanda beklemek yerine ya bir suikast, ya da tahtın başka bir varisini kışkırtarak niyetlerine ulaşmışlardır. İngiliz desteği ile başarılı olan, makam sahibi olan yöneticiler ise onlara başka imtiyazlar tanımak zorunda kalmışlardır. Nihayetinde bu sinsi içten çökertme, 300 yıl sürmüş ve başarıya ulaşmıştır. Son Babür İmparatoru tahttan indirilerek bütün Hindistan, Pakistan ve Bangladeş Büyük Britanya İmparatorluğuna bağlanmıştır. İkinci dünya savaşından sonra ise Büyük Hindistan’ı üçe bölerek ülkeden ayrılırken gerilerinde bir birine düşman üçe bölünmüş bir ülke bırakmışlardır.

Bölünme Tuzağına Düşmemek

Bu sorunun cevabı o kadar kolay olmamakla birlikte toplumları yöneten kuralların çok doğru tanımlanması ve azınlıklar arasında adaletsizlik hissi yaratmayacak bir hukuk sistemi mutlaka gereklidir. Bunun yanı sıra eğitimin her aşamasında halkın doğru eğitimi alması ve kişilerden bağımsız, denetlenebilir bir devlet mekanizması gereklidir. Bu kurallar iyi kurgulanmadığı sürece sömürgeci ve istilacı devletler sistemlerin açıklarını bulmakta ustadırlar ve bu açıkları mutlaka sizi sömürmek için kullanacaklardır.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı